konya rehberi
 
  Ana sayfa
  Yazarla iletişim
  Hz. Mevlana'nın Hayatı
  Hz. Mevlana 'nın Sözleri
  Hz.Mevlana'nın Eserleri
  Akşehir
  Nasrettin Hoca
  Konya Gezilecek Yerler
  Mevlana Müzesi
  Konya Kültür Ve Tabiat Varlıkları
  Müzeler
  Camiler
  Saraylar
  Medreseler
  Türbeler
  Hamamlar
  Şadırvanlar
Medreseler

Medreseler

 

 

Anadolu Selçuklu'larının gerçekleştirdiği anıtsal yapılar arasında medreseler önemli bir yer tutmaktadır.

Medreseler, bugünkü anlamda üniversitelerdir. Bu kurumlarda astronomi, tıp, cebir, geometri gibi fen ilimlerinin yanında hadis, fıkıh gibi islami bilimlerde okutulmuştur.

Anadolu Selçukluları döneminde inşa edilen medreseleri kapalı avlulu (İnceminareli Medrese, Karatay Medresesi); Açık avlulu-çift katlı (Sırçalı Medrese) gibi guruplara ayırmak mümkündür.

Bu dönem medreselerinin özelliği; plan olarak merkezi avlu-eyvan düzeninde kurulmuş olmasıdır. Diğer hacimler bunların etrafında yer alır. Taç kapının ana caddeye bakar durumda olması ve özenle işlenmesi, taç kapının ana eyvanın karşısında bulunması, ana eyvanın dershane veya mescid olarak kullanılması, odaların tandırla ısıtılması ve aydınlatmanın yetersiz olması, bazı örneklerle revaklı olarak düzenlenen avluda havuz, şadırvan veya kuyuya sahip olması Selçuklu dönemi medreselerinin diğer özellikleri arasındadır.

 

ALİ GAV MEDRESESİ

Karatay Müzesi’nin küzey tarafında yer almaktadır.Ali Gav Zaviyesi olarak bilinmektedir. Medresede, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından Prof.Dr. Yılmaz Önge Başkanlığında hafriyat ve onarım çalışmaları yaptırılmıştır. Medrese'nin XII. yüzyılın sonu XIII. yüzyıl başlarında yaptırıldığı kabul edilmektedir.

Yapı Selçuklu Medreselerinin “Kapalı Avlulu” medreseleri tipindedir. Yapıdan sadece esas eyvan ile onun iki yanındaki kubbeli odaları kalmıştır. Medrese'de moloz taş ve tuğla ile devşirme malzeme kullanılmıştır. Eyvan sivri beşik tonoz ile yan odalar kubbe ile örtülüdür. Odaların güneye açılan sivri kemerli dikdörtgen birer alt pencereleri vardır. Bunların üzerinde ise kubbe üçgenleri hizasında mazgal birer üst pencere mevcut olması gerekmektedir. Eyvana açılan odalardan sağ taraftakinin türbe olması muhtemeldir.

XIX. yüzyılın sonlarına kadar ayakta olan medrese 1901 yılında zamanın Konya Valisi Ferit Paşa tarafından bazı tamir ve ilavelerle faaliyete geçirilmiştir. Son yıllarda tekrar restore edilmiştir.

 

İNCEMİNARE MEDRESESİ

Alaaddin Tepesi'nin batı yönündedir. Selçuklu Sultanlarından İzzettin Keykavus II. devrinde vezir Sahip Ata Fahrettin Ali tarafından “Hadis İlmi” okutulmak üzere 1264 1960-1965 yılları arasında inşa edilmiştir. Yapının mimarı Kelük bin Abdullah'tır.

Darü'l-Hadis, Selçuklu devrinin kapalı avlulu medreseleri grubundadır. Tek eyvanlı olarak yapılmıştır. Doğu yönünde yer alan portali , Selçuklu dönemi taş işçiliğinin en güzel örnekleri arasındadır. Portalin söve pervazlarında ve giriş kapısının sivri kemerinin üzerinden başlayarak kemer kilidinde çaprazlaşıp saçağa kadar uzanan şeritlerde kabartma Sülüs hattı ile Fetih ve Yasin Sureleri yer almaktadır. Giriş kapısının her iki tarafını yarısı, gömme balık pulu motifleri ile üçer sütunçe, kemer dolgusunu ise enginar, rumi, zencirek ve bitki motifleri süslemektedir.

Taç kapıdan çapraz tonozlu bir mekana bu bölümden de sivri kemerli bir kapı ile üzeri kubbe ile örtülü kare planlı iç mekana girilmektedir. Ortasında bir havuzu da bulunan salonun sağ ve solunda talebe hücreleri yer almaktadır.

Batı kısmında zeminden biraz yüksekte tonoz örtülü eyvan yer alır. Kubbeye geçişte üçgen bingiler kullanılmıştır. Taban kısımları yukarıya gelen ve kare mekanı çokgene çevirerek kubbeye geçişi sağlayan bu üçgenlerin kenarları, koyu lacivert çizgili sırlı tuğlalarla ve bitkisel motiflerle doldurulmuştur. Yapının aydınlatılması mazgal ve dikdörtgen pencereler ile aydınlık fenerinden sağlanmaktadır. Kubbe kasnağını çeviren şerit, oda kapılar ve sağır kasnağın üzerinde kufi yazı ile (El Mülkü-Lillah) ile (Ayet'el Kürsi) yazılıdır.

Bina gövdesi dıştan kesme taşlarla, içten ise gayet muntazam tuğlalarla örülmüştür. Kuzeyinde bulunan mescidin mihrabı tuğladan yapılmıştır.. Minaresi aslında iki şerefeli iken 1901 yılıda isabeti sonucu birinci şerefesine kadar yıkılmıştır.

İnceminareli Medrese 19 yy. sonuna kadar faaliyetini sürdürmüştür. 1876 ve 1899 yıllarında tamir edildiği bilinmektedir. Cumhuriyet döneminde 1954 ve 1986-1990 yılları arasında büyük iki onarım geçirmiştir. Bu onarım sırasında yıkılmış olan hücreler yeniden aslına uygun olarak yapılmıştır. Bu arada aydınlık feneri yenilenmiştir. Medrese Kültür bakanlığı tarafından restore edilerek eksik olan kısımları tamamlanmıştır.

Müze olarak kullanılan medresede Selçuklu ve Karamanoğlu devirlerine ait kitabeler, mezar taşları ve rölyefler ile ahşap kapı ve pencere kanatları teşhir edilmektedir.

 

KARATAY MEDRESESİ

Medrese Alaaddin Tepesi’nin kuzey tarafında yer almaktadır. Sultan İzzeddin Keykavus II. devrinde, Emir Celaleddin Karatay tarafından, 1251 yılında yaptırılmıştır. Mimari bilinmemektedir. Osmanlı devrinde de kullanılan medrese XIX. yüzyılın sonlarında terk edilmiştir.

Anadolu Selçuklu devri çini işçiliğinde önemli yeri bulunan Karatay Medresesi 1955 yılında “Çini Eserler Müzesi” olarak ziyarete açılmıştır.

Medrese Selçuklular devrinde Hadis ve Tefsir ilimleri okutulmak üzere “Kapalı Medrese” tipinde, sille taşından inşaa edilmiştir. Tek katlıdır. Girişi doğudan gök ve beyaz mermerden yapılmış kapı ile sağlanmaktadır. Kapı Selçuklu devri taş işçiliğinin şaheser bir örneğidir. Yazı ve desenlerle süslenmiştir. Kapının üzerinde medresenin yapımı ile ilgili kitabe yer almaktadır. Kapının diğer yüzeylerinde, seçme ayet ve hadisler kabartma olarak yazılmıştır.

Kapıdan, önceleri kubbe ile örtülü (şimdi üzeri açık) bir avluya, buradan da bir kapı ile medreseye girilir. Medrese salonunun üzeri, merkezinde fener bulunan ve mozaik çinilerle kaplı kubbe ile örtülüdür. Kubbe kasnağında, duvarların üst kısımlarındaki bordürlerde ve hücre kapıları üzerindeki panoda ayetler yazılıdır. Binanın batı yönünde bulunan beşik tonozlu eyvanın kemerinde Besmele ve Ayet-el Kursi yer almaktadır. Kubbeye geçiş elemanı olan üçgenlerde ise Muhammed, İsa, Musa ve Davut peygamberlerin isimleri ile dört halifenin (Ebubekir, Ömer, Osman, Ali)'nin isimlerine yer verilmiştir. Eyvanın solundaki kubbeli hücre Celaleddin Karatay'ın türbesidir.

Medrese duvarlarındaki mozaik çinilerin bir kısmı dökülmüştür. Çinilerde Karatay Müzesi’nde kullanılan renkler; turkuaz (firuze), lacivert ve siyahtır.

Sergilenen eserleri Anadolu, Selçuklu ve Osmanlı dönemine aittir. Celaleddin Karatay’ın Türbesi’nin bulunduğu hücrede Kubad-abad Sarayı duvar çinileri, güneyde bulunan öğrenci hücrelerinde Kubad-Abad Sarayı çinileri, alçı süsler, çini tabaklar, kandiller ve sırsız seramikler sergilenmektedir. Eyvanda Selçuklu dönemine ait çini kalıntıları, Selçuklu ve Osmanlı dönemine ait seramikler teşhir edilmektedir. Kubbeli salonda Selçuklu dönemine ait cam tabak, çini parçaları, Beyşehir Eşrefoğlu Camiine ait tavan göbekleri ve Osmanlı dönemine ait eserler bulunmaktadır.

 

KEMALİYE (KÜÇÜK KARATAY) MEDRESESİ

Karatay müzesi’nin doğu yönünde yer almaktadır.Medrese'nin kitabesi ve vakfiyesi yoktur. Ancak Karatay Medresesi'nin vakfiyesine göre bu Medrese'den önce yapılmıştır. Karatay Medresesi 1251 yılında inşa edildiğine göre bu Medrese'de tahminen 1248-1250 M. yıllarında Selçuklu veziri Celaleddin Karatay'ın kardeşi, Emir Kemaleddin Rumtaş tarafından yaptırılmış olmalıdır. Mimari belli değildir.

Çeşitli tamirlerle bugüne kadar gelmiş olan yapının günümüzde tonozu yıkılmış bir eyvan ile portalinden taş bir söve görülebilmektedir. Medrese'nin eyvanının duvarlarında sı5rlı tuğlalar yan yana gelerek geometrik şekiller meydana getirirler. Bu sırlı tuğlalarda firuze, patlıcan moru ve siyah renkler kullanılmıştır. Son yıllarda Mehmet Önder tarafından yapılan sondaj ve kazı çalışmalarında Medrese'ye ait bol miktarda sırlı tuğla ve mozaik çini bulunmuştur. Bunların bir kısmı Karatay Medresesi'nde sergilenmektedir.

 

SIRÇALI MEDRESE

Sırçalı Medrese Selçuklu döneminde açık avlulu, iki katlı olarak inşa edilmiştir.Medresenin Selçuklu Sultanı Gıyaseddin Keyhüsrev II. zamanında (1242) fıkıh ilmi okutulmak üzere, Bedreddin Muslih tarafından yaptırıldığı portali üzerindeki kitabesinden anlaşılmaktadır.

Medresenin mimarı Tus'lu Osman oğlu Mehmet oğlu Mehmet'tir. Medreseyi yaptıran Bedreddin Muslih, Alaaddin Keykubat'ın lalası ve Gıyaseddin Keyhüsrev II. emirlerinden olup 1258 yılında ölmüştür. Türbesi Sırçalı Medrese'nin içindedir. Medrese firuze, kahverengi, mor ve siyah çinilerle süslü olduğu için (Sırçalı) ismini almıştır. Medrese'nin doğusundaki taş portali geometrik ve bitkisel motiflerle süslenmiştir. Girişin solunda tonoz örtülü bir oda vardır. Bu giriş medhalinden sonra üzeri açık ve geniş bir avlu, avlunun güney ve kuzey tarafında talebe hücreleri, tam orta yerde beşik tonozlu eyvan, bunun sağ ve solunda iki oda bulunmaktadır. Eyvanın içi ve kemer kısmı mozaik tekniğinde yapılmış çinilerle kaplı iken bugün çinilerin bir çoğu dökülmüştür. Eyvan kemerine ait nişin sonunda ve üst kısmında bir madalyon içine alınmış Medrese'nin mimarına ve çini ustasına ait şu kitabe vardır. “Tuslu Mimar Osman oğlu Mehmet oğlu Mehmet bunu yaptı.” Bu kitabenin karşıtı olan yüzeyde farsça olarak şu kitabe yazılı iken zamanla çoğu dökülmüştür. Kitabenin Türkçesi şöyledir: “Hatıra olsun diye bu süslemeyi yaptım; ben ölürüm bu yadigar kalır.”

Sırçalı Medrese'de İslami bilgilerinin yanında Fıkıh ilmi de okutulmuştur. Öğretime Osmanlı devrinde de devam edilmiştir. Zamanında zengin vakıfları olan bu eser XVII. yüzyıldan itibaren ihmal edilmeye başlanmış ve XIX. yüzyılda taştan yapılan öğrenci odaları yıktırılarak yerlerine kerpiç odalar yapılmıştır.

1954 yılında Sırçalı Medrese onarılmaya ve yeniden korunmaya alınmış, 1960 yılında Konya Müze Müdürlüğü'ne bağlı Mezar Anıtları Seksiyonu olarak ziyarete açılmıştır. 1988-1990 yılları arasında yeniden onarıma alınan ve teşhir-tanzimi yenilenen Müze'nin bahçesinde toprak altında olan Bizans devrine ait Katakomp biulunmaktadır.

Sırçalı Medrese (Mezar Anıtları) Müzesi'nde çoğunluğu zaman içerisinde istimlake uğrayan mezarlıklardan toplanılan tarih ve sanat tarihi yönünden değerli Selçuklu ve Osmanlı devirlerine ait mezar taşları sergilenmektedir.

 
   
Reklam  
   
Bugün 9 ziyaretçikişi burdaydı!
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=